ŞABAN ŞAHİN BASIN AÇIKLAMASI
banner221
ÜLKEMİZDE MİLLİ GELİR PAYLAŞIMINDAKİ ADALETSİZLİK DAYANILMAZ BOYUTLARA ULAŞTI. AYAĞIMIZIN ALTINDAKİ TOPRAK KAYIYOR!
Saygı değer basın mensupları sizlerin aracılığı ile aşağıdaki hususları büyük milletimize arz ediyorum. Ülkemizin geleceğini tehdit eden milli gelir paylaşımındaki adaletsizliğin dayanılmaz boyutlara ulaştığını ve adata bir sosyal heyelan gibi ülkemizin geleceğini tehdit etmektedir. İktidarı ikaz ediyoruz “Bu modası geçmiş İMF patentli Fischer Derviş Ekonomi Modeli’nden vazgeçin! Ülkemizde gelir dağılımındaki adaletsizlik dayanılmaz boyutlara ulaştı. Bir avuç yerli ve yabancı rantiyeci zenginleşirken halkımızın büyük bir bölümü yoksullaşıyor. Ayağımızın altındaki toprak kayıyor. Sosyal bir heyelanla karşı karşıyayız. İktidar ve muhalefet olarak lütfen kayıkçı kavgasını terk edin! Çözüm üretin! Yoksa ufukta görünen sosyal tufanın enkazından kendinizi, makam ve mevkilerinizi kurtarmazsınız!”    Önce gereken tedbirler alınmadığı için meydana gelen iki heyelandan söz etmek isterim. Ülkemizin geleceğini tehdit eden gelir dağılımındaki adaletin ortam hazırladığı bir sosyal heyelanı da haber vermek istiyorum. Birinci Heyelan Afşin Elbistan Heyelanı Vaktinde gereken tedbirler alınmadığından dolayı 10 Şubat 2011 tarihinde Elbistan Termik Santrali’nde meydana gelen göçükten hayatlarını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Milletimizin ve kederli ailelerin acılarını paylaşıyoruz. Afşin-Elbistan Termik Santralı Açık Kömür Üretim sahasında meydana gelen göçük felaketi tedbirsizliğin yol açtığı kul yapısı bir felakettir. Vaktinde gereken tedbirler alınmadığı ve doğal kanunlara uygun hareket edilmediği için bu felaket meydana gelmiştir. Vaktinde gereken tedbirleri almayanların pişmanlığı ve gözyaşları hiçbir şeyi değiştiremez. Felaketin geldiğini gösteren işaretlere aldırmayan yöneticiler hangi mazeretin arkasına gizlenebilirler?İkinci Sosyal Heyelan Orta Doğu ve İslam âleminde Kitlelerin Zulme Karşı Baş kaldırışı: Bu kıyamın barış ve demokrasiye ortam hazırlamasını diliyorum. Sosyal felaketler de vaktinde alınması gereken tedbirlerin ihmalinden ileri gelir. Baskı ve dayatmalar, yolsuzluklar ve nimet-külfet paylaşımındaki adaletsizlikler sosyal felaketleri kaçınılmaz kılar. Orta Doğuda ve İslam âleminde baskıcı ve dayatmacı idareciler, yıllarca kitlelere her çeşit zulüm ve haksızlığı reva gördüler. Gelir dağılımındaki adaletsizliği dayanılmaz boyutlara ulaştırdılar. Gerçekleri fark edenleri şiddetle cezalandırdılar. Zulme karşı baş kaldıran kitlesel kıyam, zalimlerin saltanatını yerle yeksan etti. Rüşvet, yolsuzluk ve adaletsizlikle kitlesel baş kaldırışa ortam hazırladılar. Zalimlerin hile desiseleri, onların mevki ve makamlarını korumaya yetmedi. Adaletsizlik ve haksızlığın ateşlediği sosyal yangın ve çöküntüye hiçbir güç karşı koyamaz. Mazlumların ahine kulak tıkayanların makam ve mevkiler bir bir yerle yeksan olmaktadır.  Üçüncü Heyelan Ülkemizin geleceğini tehdit eden milli gelir paylaşımındaki adaletsizliğin ortam hazırladığı sosyal heyelandır. Bugünkü iktidar, köhnemiş İMF patenli Fischer Derviş Ekonomi Modeline dayanılarak geliştirilmiş mevcut çarpık ekonomik yapının ürettiği ekonomik sorunlar halkımızı yoksullaştırmakta ve paylaşımdaki adaletsizliği artırmaktadır. Paylaşımda adaletsizliğe yol açan bu adil olmayan politikalar, geleceğimizi tehdit eden bir sosyal heyelana ve tufana ortam hazırlamaktadır. Yolsuzluk ve yoksulluk sosyal barışı tehdit etmekte ve adeta altımızdaki toprağın göçmesine ve kaymasına ortam hazırlamaktadır. Milli gelirin paylaşımındaki adaletsizlik, bir avuç insanı Karun gibi kısa zaman içinde zenginleştirirken kitleleri yoksullaştırmakta ve yardıma muhtaç hale getirmektedir. Şimdilik sesini yükseltmeyen kitleler iş, aş ve adalet istemektedir. Bazı yöneticilerimiz, rakamlarla gerçeği gizlemeye çalışmaktadır. Giderek artan nimet-külfet paylaşımındaki adaletsizlik, sosyal barışı altüst edecek sosyal felaketin habercisidir. Devletin asli görevlerinden biri de üretilen milli hâsılanın toplumu oluşturan kitleler arasında adil paylaşımını sağlamaktır. Devlet, toplumu oluşturan çok az sayıda insanı Karun gibi zenginleştirir ve çok sayıda insanı da yoksulluğa mahkûm eder ise, asli görevini yerine getirmemiş olur. Eski Yunan Filozoflarından Eflatun’un deyimiyle “ bir toplumun uğrayabileceği en büyük felaket, toplumun az sayıda zengin ve çok sayıda yoksuldan oluşmasıdır”. Devlet adalet temeli üzerinde kurulur ve yaşar. Adaletsizlik devletin ömrünü kısaltır, çöküş sürecini hızlandırır. Adil olmayan yöneticiler devletin temeli tahrip ederler. Tarih boyunca yıkılan devletleri adil olmayan yöneticiler yıkmışlardır.  Paylaşımında aşırı dengesizliğin olduğu toplumlarda toplumun büyük bir bölümünün ulusal hâsıladan aldığı payın azalması da sosyal dengeyi bozar. Kitleler arasında çatışmalara ortam hazırlar. Türkiye’de 2007- 2008 yıllarında hane halkının kullanabilir gelirden aldığı pay, yüzde 20’lik bölümler halinde değerlendirildiğinde gelir dağılımındaki adaletsizliğin arttığı görülmektedir. Türkiye gelir dağılımı bakımından dünyanın en adaletsiz paylaşımının bulunduğu ülkelerden biridir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre 2008 yılında en alt yüzde20’lik hane halkı gelirinin toplam gelir içindeki payı %5,8 dolayında iken son yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay %46,7 dolayındadır. Bu veriler, üst gelir grubu olan son yüzde20’lik grubun geliri en düşük yüzde 20’lik grubun gelirinden 8,1 kat daha fazladır. 2009 ve 2010 yıllarında da paylaşımdaki adaletsizlik artmıştır. Çünkü asgari ücrette, işçi ve memur maaşlarında enflasyonu bile telafi edecek reel artışlar sağlanamadı. Para ticareti yapan bankların gelirlerinin aşırı denecek düzeyde artırdığı bir ülkede paylaşımdaki adaletsizliğin artması kaçınılmazdır. Para ticaretinde yapılan kar, işçi, memur, çiftçi ve esnafın gelirinden alınan paydır. Tasarrufları yatırıma kanalize etmeyen bankaların karı arttıkça kitlelerin geliri azalır. İşsizlik artar. Yoksulluk ve sefalet yaygınlaşır. T.C. Maliye Bakanlığı verilerine göre 2003- 2009 yılları arasından yapılan toplam transfer harcamaları miktarı 604,3 milyar liradır. Bu harcamaların 532,1 milyar liralık kısmı rantiyeci kesime aktarılmıştır. Tarımsal destekleme, bütün sosyal yardımlar için harcanan miktar ise 72. 2 milyar lira dolayındadır. Başka bir ifade ile transfer harcamaların %92’si rantiyeci kesime; sadece %8’i ise çiftçilere tarımsal destek, öğrenciler burs, fakirlere kömür ve gıda yardımları olarak aktarılmıştır. Uygulanan mevcut ekonomik politikalar, ülkemizde paylaşımdaki adaletsizliği dayanılmaz boyutlara ulaştırmıştır.


Paylaşımdaki adaletsizlik;
Bir avuç rantiyeci zenginleştirmekte,
İşsizliği artırmakta,
Yoksullaşmayı yaygınlaştırmakta,
İflasları artırmakta,
Ülkede suç ve cinayetlerin artmasına yol açmakta;
Adliye koridorları mağdurlarla dolup taşmakta;

Yargı dosyalarına yer bulunmamaktadır. İktidar ve ana muhalefet bu tehlike alametlerini görmüyorlar. Çare ve çözüm üretecekleri yerde kayıkçı kavgasına devam ediyorlar. Mevcut siyasal iktidar paylaşımdaki adaleti sağlayacaklarına; adalet saraylarının büyüklüğü ile yaptıkları cezaevlerinin sayısı ve konforuyla,  sayıları sürekli artan yoksullara yaptıkları kömür yardımı ve dağıttıkları yeşil kart sayısıyla ve ülkeye giren sıcak para miktarıyla övünmektedirler.
Bütün bu alametler adaletsizliğin ortam hazırladığı sosyal çöküntü ve felaketin alametleri değil midir? Dikkat! Korkutulan ve satın alınan medya gerçekleri gizliyor. Geleceğimizi tehdit eden sosyal çöküntünün boyutları giderek büyümektedir! Ayağımızın altındaki toprak kaymaktadır. Biz millet olarak çaresiz değiliz. Fischer- Derviş modeline teslim olmak zorunda değiliz.  Çare ve çözüm hak ve adalet merkezli milletimizin ortak dünya görüşü ve değer ölçüsü olan Milli Görüş’ün ilkelerine dayalı “Adil Ekonomi Düzeni” tesis ederek Türkiye’yi Yaşanabilir” bir ülke haline getirmektir. Saadet Partisi iktidarında herkesin hakkı kâmilen korunacaktır. Nimet-külfet paylaşımında adalet sağlanacaktır. İşte o zaman “Yeniden Büyük Türkiye’ inşa edilecektir. Türkiye’nin öncülüğünde adil “Yeni Bir Dünya” kurulacaktır. Saadet Partisi milli birlik ve bütünlüğün adresi ve saadete ulaşmanın rehberidir. Halkımız 11 Haziran 2011 tarihinde ayrılığı değil birliği, yoksulluk ve sefaleti değil Saadet’i tercih edecektir
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner172

banner150