KMÜ Hemşirelik Bölümü Ders Notları

HEMŞİRELİĞE GİRİŞ DERSİ NOTLARI

06 Aralık 2010 Pazartesi 19:33
Bu haber 3654 kez okundu
KMÜ Hemşirelik Bölümü Ders Notları

HEMŞİRELİĞE GİRİŞ DERSİ NOTLARI

HEMŞİRELİKTE TEMEL KAVRAM VE KURAMLAR

Hemşirelik, geçmişten günümüze kadar sosyokültürel ve teknolojik değişimlerle kendini yenileyen birey, aile ve toplumun sağlığı ile ilgilenen uygulamalı bir sağlık disiplinidir.

Her mesleğin doğuşunu gerektiren bir neden vardır. İlk insanın yaralandığında, hastalandığında kendisine bakacak kişilere duyduğu gereksinim, hemşirelik mesleğinin doğuşuna neden olmuştur Günümüzde de gelişimini sürdüren hemşirelik, insanı tanımayı ve insanın yaşamı boyunca deneyimlediği sağlık-hastalık durumlarında gereken bakımı gerçekleştirmektedir.

Hemşire bu işlevleri fizik, biyoloji, sosyal ve tıp bilimlerinden oluşan “hemşirelik bilimini” sistematik biçimde kullanarak gerçekleştirir. Ayrıca hemşirelik bakımının bilimsel yapısı 30 yılı aşkın bir süreden buyana birçok kuramları uygulama alanına aktarıp klinik araştırma sonuçlarını bakıma yansıtma çabaları ile olgunlaşmaktadır. Hemşirelik; bireyin ailenin ve toplumun sağlığını ve esenliğini koruma, geliştirme ve hastalık halinde iyileştirme amacına yönelik hizmetlerin planlanması, uygulanması ve değerlendirilmesinden, ayrıca kişilerin eğitiminden sorumlu bilim ve sanattan oluşan bir sağlık disiplinidir. Bu tanımda hemşirelikte önemli nitelikler olarak;

 Önce sağlığa, daha sonra hastalığa yönelik hizmet verebilmesi

 Hizmetin sistematik bir biçimde (süreç) gerçekleştirilmesi

 Hizmet kapsamında bakımın yanında eğitime de yer verilmesi gerektiği

 Hemşireliğin toplumsal bir bilim ve sanattan oluşan bir meslek olduğu vurgulanmaktadır

İnsan: Hemşireliğin temeli, hasta veya sağlıklı bireyi anlamaya, tanımaya dayanır. Bu nedenle insan, hemşirelikte bir çok yönü ile ele alınması gereken bir kavramdır. Biyolojik açıdan insan, milyonlarca hücrelerden oluşan karmaşık bir organizasyondur. İnsan sadece biyolojik açıdan ele alınmayıp yakın, geniş ve evrensel çevresi ile de etkileşir ve bedensel, ruhsal, sosyal, kültürel boyutları ile gelişen biyo-psiko-sosyal bir varlıktır. Ancak insanın yeteneklerinin, ilgilerinin, bireysel etkileşiminin sosyokültürel birikimlerinin ve değer yargılarının etkileşimi ile kişinin bireyselliği ve kendine özgü yapısı oluşur.

Çevre: Çevre, insanı etkileyen olaylar, nesneler veya etkenlerin tümüdür. Başka bir deyimle çevre, insanın hayatını ilgilendiren ve hayatın gelişmesini etkileyen sosyal, kültürel, fiziksel ve biyolojik dış şartların bütünüdür. Çevre, bir yaşamı sürdürme ve sağlama sistemidir.

İlk canlı organizmanın oluşumundan başlayarak çevre organizmayı, organizma da çevreyi etkilemiştir. Kişinin hastalıkları ve sağlığının değerlendirilebilmesi ve mutlu kılınması için çevresi ile onu bir bütün olarak kavrayabilmek, onunla çevresi arasındaki ilişkiyi ve etkileşimi anlayabilmek gerekir.

Kuramsal olarak çevresel etmenleri fiziksel, sosyal, kültürel, ekonomik ve biyolojik etmenler olarak gruplandırabiliriz. Kişi ve bu etmenler birbirine bağlı olup karşılıklı etkileşim içindedirler. Etkileşim sadece kişi ile bu etmenler arasında değil, aynı zamanda bir kişi ve diğer kişiler arasında da vardır. Toplumlar, bazı toplumsal değerler, inanışlar ile kişiyi etkileyebilir.

Ayrıca eğitim, insanın gelişimsel aşamalarında olumlu ya da olumsuz özellikler kazanmasına neden olur. Diğer insanlarla ilişkiler, iletişimin kalitesi gibi özellikler de sosyokültürel çevreyi oluşturur. İnsanın ailesi, yakın komşuları, arkadaşları, iş ve okul arkadaşları, yaşadıkları şehir, bu şehrin özellikleri, ülkesi, genellenecek olursa tüm dünya insanı etkiler.

Bugün hangi tür topluma bakılırsa bakılsın, o toplumda yaşayan insanların toplum içinde zengin, fakir, tahsilli, tahsilsiz, subay, milletvekili, öğrenci, öğretmen, memur, iş adamı vb olup olmadığı gibi nedenlerle eşit tutulmadığı ve eşit yaşamadıkları görülür. Bunun sonucunda toplum içinde bir hiyerarşi meydana gelmektedir. Bu düzen, bazı insanları daha saygın yaptığı gibi, bu insanlar aynı zamanda da biyolojik ve fiziki çevre bakımından da sağlıklı koşullarda yaşamakta, dolayısıyla hastalıklardan korunma ve tedavi bakımından daha avantajlı olmaktadırlar.

Hemşire çevre faktörünü de dikkate alarak her bireye eşit bakım uygulamalıdır.

Sağlık ve hastalık: Sağlık ve hastalık çoğu kez birlikte düşünülür. Bazılarına göre, sağlık gözle görülebilen, elle hissedilebilen bir sakatlık ya da hastalığın bulunmayışıdır. Bazılarına göre ise sağlıklı olmak iyi uyumak, zinde olmak, iştahı yerinde olmak ağrı ve sızısı olmama durumudur.

Sağlık; “yalnızca hastalık ve sakatlığın olmaması değil, fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik durumu” olarak tanımlamıştır.

Günümüzde bilim ve teknolojideki değişiklikler sağlık alanına da yansıyarak sağlık ve hastalık kavramlarını geçmişe göre büyük değişikliğe uğratmıştır. Artık sağlığın, hastalığın olmayışı, hastalığın ise sağlıktan sapma biçimindeki tanımlarının yerini, sağlık ve hastalığın çeşitli düzey ve ağırlıktaki çeşitli nedenlere dayandırılan tanımları, açıklamaları yapılmıştır. Kişinin sağlık düzeyinin yüksekliği, iş verimi yüksekliği ile orantılıdır. Yani, kişi ne kadar sağlıklı ise yaptığı işte başarı oranı ve doyumluluk oranı o kadar yüksektir.

Bunun karşıtı olarak da kişinin sağlık düzeyinin en düşük olduğu zamanda iş veriminin de düşük olacağının kaçınılmaz bir şey olduğunun kabul edilebilir. Hastalıkların da hafif hastalıktan öldürücü ya da sakat bırakıcı hastalığa kadar, yine yaşam aktiviteleri ve iş verimi öz alınarak çeşitli düzey ve ağırlıkta olduğu kabul edilebilir.

Sağlık ve hastalık düzey ve dereceleri bireyden bireye ve zamandan zamana değişiklik gösterebilir. Örneğin; aynı derecede gripal enfeksiyona yakalanan iki kişiden biri kendisi, diğerine göre daha hasta hissedebilir. Sağlık kavramı aynı zamanda sübjektif ve objektif boyutları kapsar.

Subjektif olarak sağlıklı bir insan, kendini iyi hisseden hayat ve güç dolu, fiziksel ve zihinsel üretkenliğini kullanabilen, çevresindeki diğer insanlarla olumlu ilişkiler kurabilen ve zevk ala insandır. Sağlık aynı zamanda çalışma yeteneği bakımından objektif boyuta da sahiptir.

Sağlıklı bir kişi, gerekli işlerini yapabilen ve amaçlarına ulaşabilen kişi olarak tanımlanabilir. Sağlıksız kişiler yalnız kendilerini kötü hissedenler değil, günlük işlerini yapma yeteneğine sahip olamayanlardır.

Beden imgesi: Büyüme ve gelişme sürecinde olan bireyin iç ve dış uyaranların ve kültürel tutumların etkisi ile bedenini algılayış biçimidir.

Özgüven: Temel insan gereksinimlerini karşılayabilme yeteneğinin gelişimi ve aile, iş, okul gibi sosyal çevrede geçerli ideal değerlerle doğrultulu kişisel değer yargılarının doğrulanmasından kazandığı saygınlığa bağlı kendine duyduğu saygıdır.

Rol: Bireyin sosyal bir gruba katılımını sağlayan davranışlarıdır.

Kimlik: Aile,toplum, kültürel etkenlerle bağlı gelenek ve göreneklerle olgunlaşan bir süreçtir ve bilinçli bir benlik kavramıdır. Kişide benlik kavramı; ideal kimlikle, gerçek kimliğin istemli rol değişimi olup, zorunluluk ve beden imgesinde kayıp ve değişmelerle etkilenebilir.

Bu gibi durumlarda hemşire kişinin;

 Kendini bilinçli ve gerçekçi biçimde değerlendirmesini

 Bağımsızlığını ve özbakımını kazanmasını

 Stresle baş etme yollarını öğrenmesini

Yeteneklerinin ve yetersizliklerinin sınırlarını kabul etmesini

 Gerçekçi biçimde hedeflerini saptamasını sağlayarak özbenliğini kuvvetlendirmeyi, var olan güçlü yönlerini ortaya çıkararak yetersizliklerine rağmen bireyi bağımsız üretken mutlu ve sağlıklı kılmayı hedefler.

Günümüzde hemşirelik, hastaların daha çok fiziksel bakımı ile ilgilenen geçmişteki hemşirelikten çok uzaktır Hemşire genellikle hasta veya hasta için emek verirdi; ama HASTA İLE BİRLİKTE bir şey yapmazdı. Günümüzde hemşirelik mesleğinin felsefesi, amacı, hastaya yaklaşımı değişmiştir. Son yıllarda hemşirenin rol ve sorumluluklarına yönelik tartışmalar arttı. Hemşirenin bağımsız rolü değişti ve gelişiyor.

HEMŞİRELİK MESLEĞİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ:

Bir mesleğin tarihsel gelişimini kavramak, görüş açısını geliştirerek mesleği tanımayı kolaylaştırır İlk çağlarda toplum hayatı geliştikçe hastalara bakma işi aile fertlerinden kabile büyücülerine ve efsunculara geçmiştir İlk çağlarda hekimler hasta tedavisini, bakımını ilaç hazırlanmasını vs hepsini kendileri yapıyordu, ama tıp geliştikçe başka meslekten kişiler de hasta bakımı sorumluluğu almıştır.

Zamanla hekimlik dışında bir çok meslek oluşmuştur Orta Çağ Avrupası’nda sağlık hizmetleri büyük ölçüde İsa Peygamberin etkisinde kalmıştır. Zengin ve asil kadın rahibeler kendilerini sağlık ve sosyal yardıma adamışlardır. Bu yıllarda hekimlik ve hemşirelik hizmetleri birbirinden bağımsız olarak uygulanabiliyordu ve hekimlik, hemşireliği yönetimi altına alabilecek kadar güçlü değildi.

Orta Çağ döneminde Yunan ve Roma kültürlerinden etkilenen Doğu ve Ortadoğu ülkeleri tıp alanında gelişmişlerdi.

1800’ler: Özellikle islam dininin toplum hayatını düzenleyen ve hijyenik uygulamalara önem veren bakış açısı ile Arap tıbbı "Altın çağını"”yaşamıştı. Toplum içinde daha çok ebelerin varlığı ön plana çıkmış, hemşirelik daha az gelişmiştir

Hemşirelik için “karanlık dönem” olarak nitelendirilebilecek dönem, 16. Yüzyıldan başlayarak 19. Yüzyılın ortalarına kadar sürmüştür. Oysa sanitasyon ve hijyenin kötü olduğu bu dönemlerde hemşirelikten fazlaca yararlanılabilirdi. Bebek ve anne ölüm hızı çok yüksek, çiçek, veba, kızıl, difteri ve bir çok epidemik hastalıklar büyük sorun oluşturuyordu. Hastalar bakımsızdı ve bu zorunluluk, hastanelere önem verme gerekliliğini doğurdu. Hastaneler açıldı, ancak, artık hemşirelik mesleği toplumdaki eski konumunu yitirmişti. Hastanelerde bakım ile görevlendirilen bazı kadınlar vardı, ancak onlar toplumun alt tabakasından gelmiş ve toplum içindeki saygınlıklarını kaybetmiş kişilerdi

Bu dönemlerde Nightingale’den bahsediyoruz. Nightingale’nin asıl amacı ulusal sağlık ve orduda reformdu. Modern bir anlayışla, Kırım’dan döndükten sonra bir hemşire okulu açtı. Ancak hemşirelikte reform, hekimler tarafından hoş karşılanmıyordu Toplumun baskısı ile de hemşirelik hizmetlerinin kontrolü hekimlerde idi.

Nightingale, yenilikçi ve araştırmacı özelliğine rağmen meslektaşlarına alt hizmet önermiştir. Çünkü hemşireliği bir meslek olarak değil, bir iş olarak görmekteydi. Nightingale hemşirelik bakımının niteliğini geliştirdi, ve modern hemşireliğin kurucusu oldu Nightingale’nin hemşirelik ve hastane organizasyonları ile ilgili planları, kısa zamanda ABD’ne sıçradı.

Amerikalı hekimler de hemşireliğin gelişiminden ve örgütlenmesinden pek hoşlanmadılar. Dr. Stille ( 1871) şöyle diyordu : “Bazı kadınlar erkekçe işleri elde ederek erkeklere rakip olmaya çalışıyorlar. Bütün konularda inatçı ve taklitçi maymunlar gibiler, hatta giysileri bile öyle.

Başlangıçta hekimler, hemşireliğin ilerlemesine karşı olsalar da zamanla tutumlarını değiştirdiler. Bir çok hemşire okulunun açılmasında hekimler önderlik yaptı ve hemşirelerin eğiticiliğini de doktorlar üstlendi. Hastanelerde usta-çırak ilişkisi içinde eğitimler yapılıyordu. İlk hemşire okullarının öğrencileri genellikle düşük ekonomik düzeydeki ailelerin çocuklarıydı.

Hekimler küçük yaşta söz dinleyen, kurallara uyan, bağımsız düşünemeyen, yeterli kültür birikimi olmayan ve yatılı okuldan başka sosyal-ekonomik dayanağı olmayan kız öğrencileri yetiştirdiler ve kendilerine yardımcı yaptılar. 20. y.y. Başlarında hastaneler küçüktü, henüz tıp bilimi ilerlememişti. Hekimler, basit düzeydeki bazı görevlerini ve hastanelerin ev sahibeliğini hemşirelere bıraktılar. Bu tür yetkilere sahip olmak hemşireler için doyurucu olmuştu.

Hemşireler gece-gündüz tüm yaşamlarını hastanede bekleyerek geçirdiklerini ve toplumdan soyutlandıklarını farketmediler bile… Bu özverili yardımcıların varlığı, hekimlere mesleksel gelişimleri için zaman kazandırdı. Hemşire okulları genellikle hastanenin içindeydi. Hastanede sürekli ucuz insan gücü sağlamak, eğitim amacından önce geliyordu.

Hemşire öğrenciler çok sayıda nöbet tutarak öğrenim görüyorlardı. Hemşire aylığına gidecek para, hekimlerin yararlanabileceği yeni araç-gereçlerin alınmasını sağladı. 20. y.y. In ortalarında yeni meslekler oluştu (fizyoterapistlik, sağlık idareciliği, ev ekonomisti vb) Böylece hemşirelerin ogüne kadar yaptıkları pek iş devredildi.

Sonuçta hemşireler hala gece-gündüz hastaneyi bekleyen biricik grup olduğu halde, ev sahipliği gücünü de kaybettiler Ülkemizde hemşireliğin gelişimine baktığımızda, hasta bakımı evde gerçekleştirilmiş, muhtaç ve hastaların bakım ve tedavisi için çeşitli vakıflar yaptırılmıştır Daha sonra zamanla açılan lise, önlisans ve lisans eğitimi veren hemşirelik okulları açılmış ve eğitim modernize edilmeye başlanmıştır.

Günümüz hemşireliği geçmişten taşıdığı izlerle tüm dünyada karmaşık bir yapı sergilemekte ve henüz istenilen statüye kavuşamamıştır. Bu gün hemşireler bağımsız bir meslek üyesi olduklarını biliyor. Diğer sağlık meslekleri ile (hekimlik, diş hekimliği, eczacılık vb) eşitlik ve işbirliği içinde çalışmayı hedefliyor.

Amerika Hemşireler Birliği’nin (ANA) 1980’lerde başlattığı ve tüm dünya hemşirelerine ulaştırdığı bir politika vardır. “Hemşireliğin niteliği ve eğitimi yükseltilmeli, standardize edilmelidir” Hemşireliğin sosyal özellikleri de gelişme aşamasındadır. (Cinsiyet, iş alanı, eğitim farklılıkları, meslekleşme, etik, örgütlenme vb) Toplumumuzda hemşirelik, genelde hastaya bakım veren ve hekimin yardımcısı kişi olarak görülür. Hemşireliğin böyle dar bir çerçeve içinde ele alınması hemşireliğin bağımsız fonksiyonlarını kapsamamaktadır.

Hemşirelik için bir rol tanımı yapmak çok zordur çünkü, hemşirelik karmaşık ve bilinmeyen bir çok yönü olan bir iştir. Ancak hareket noktasını belirlemek için bir tanım yapmak gereklidir Kimdir hemşire??? Bireyin, ailenin ve toplumun sağlığını koruma, geliştirme ve hatalık halinde iyileştirmeye yönelik hemşirelik hizmetlerinin planlanması, örgütlenmesi, uygulanması, değerlendirilmesinden ve bu hizmetleri yerine getirecek kişilerin eğitiminden sorumlu bilim ve sanattan oluşan bir sağlık disiplinidir Hemşireliğin temel işlevi, hastaya yardım edilmesidir. Bu yardım, sağlığın sürdürülmesi, hastanın yeniden sağlığına kavuşturulması için bilgi, istek ve güce kavuşmasına yönelik etkinlikler içerir. Ama tüm bunlar yapılırken, bireyin kendi kendine yeterli olmasını sağlamaya yardımcı olur.

HEMŞİRE NASIL OLMALIDIR?

 Mesleğini sevmeli, özveri ve özyargı sahibi olmalıdır

 Üniformasını mesleğin gereklerine uygun, temiz ve düzenli giyebilmelidir

 Sağlıklı olmalı ve sağlığını koruyabilmelidir

 Mesleğini topluma en iyi şekilde (bilgisi, becerisi, davranışı ile) tanıtabilmelidir

 Mesleki, sosyal ve psikolojik bilgisi yeterli olmalı, kendini yenileyebilmelidir

 Teorik bilgisini beceriye dönüştürebilmelidir

 Kişiler arası iletişimi iyi olmalıdır

 İstekli, ilgili, sabırlı, soğukkanlı, dikkatli ve sır saklamasını bilmelidir

 Davranışları ile iyi örnek olmalıdır

 Tutarlı, güvenilir olmalıdır

 Irk, din, dil, mezhep, cins, siyasi ve sosyoekonomik ayrım yapmamalıdır

 Halkın sağlık sorunlarından kendini sorumlu sayabilmelidir

 Plan-program yaparak ekip çalışmasına uyum yapabilmelidir

 Kendi kendine karar verebilme, cesaret ve kendini idare etme kabiliyetine sahip olmalıdır

 Şevkatli ve iyiliksever olmalıdır

 Kendi alanında topluma eğitim ve rehberlik yapabilmelidir

 Üretici, çalışkan, gayretli, yetenekli, saygılı olmalıdır

 Bulunduğu yere dengeli bir şekilde uyum sağlayabilmelidir

 Konuşma ve ikna kabiliyeti olmalıdır

 Çalışma alanında hiyerarşik düzene uymalıdır

 Görev alıp vermede sorumluluğunu bilmeli, yetkilerini kanun ve yönetmeliklere göre yapabilmelidir

 Çalıştığı kurumun araç-gereçlerini yerinde, zamanında, ekonomik olarak kullanabilmeli, bakım ve koruma sorumluluğunu alabilmelidir

 Hizmetini, meslek ahlakına uygun olarak yürütebilmelidir Hemşirelik bir bilim ve sanattır

TEMEL İNSAN GEREKSİNİMLERİ

Hemşire, bireyin yetersizliklerinden kaynaklanan sorunları gidermede, bir norm veya ölçüt olarak temel insan gereksinimlerinden yararlanır. Bu tür gereksinimler; bireyin düşünce, duygu, istek ve beklentilerinin, hemşirenin bilgi ve deneyimleri ile birleşerek önceliklerin saptanması ile gerçekleşir. Aslında hemşirelikte bakımın esası; fizyolojik, ruhsal, akılsal ve sosyal yetersizlikleri olan bireye, temel gereksinimlerini karşılamasında yardım etmektir.

İnsanın, temel gereksinimlerini önem sırasına göre bir piramide benzeterek açıklayan A.Maslow bu sıralamayı, "temel gereksinimlerin hiyerarşik düzeni" olarak nitelemiştir.

teorisi, insanların belirli kategorilerdeki ihtiyaçlarını karşılamalarıyla, kendi içlerinde bir hiyerarşi oluşturan daha *üst ihtiyaçlar*ı tatmin etme arayışına girdiklerini ve bireyin kişilik gelişiminin, o an için olan ihtiyaç kategorisinin niteliği tarafından belirlendiğini sözkonusu etmektedir.

Maslow, gereksinimleri şu şekilde kategorize etmektedir.

1. Fizyolojik gereksinimler Temel içgüdüsel ihtiyaçlardır. Yemek, içmek, uyumak, solumak, seks gibi ihtiyaçlar bu kategori için örnek olarak gösterilebilir)

2. Güvenlik gereksinimi (İnsanlar, can ve mal varlıklarının korunmasına ihtiyaç duyarlar)

3. Ait olma gereksinimi (Bir aileye, topluma ait olmak, bireyi huzurlu kılar)

4. Sevgi, sevecenlik gereksinimi (Sevme, sevilme, bir gruba mensup olma, yardımseverlik, şefkat türündeki ihtiyaçlar bu gruba örnek gösterilebilir)

5. Saygınlık gereksinimi (İnsanlar sevmek, sevilmek dışında kendilerine saygı duyulmasını da isterler. Tanınma, sosyal statü sahibi olma, başarı elde etme, takdir edilme gibi ihtiyaçlara yönelirler)

6. Kendini geliştirme gereksinimi (Alt kategorilerdeki ihtiyaçlarını karşılamış olan birey son aşamada ideallerini ve yeteneklerini gerçekleştirme ihtiyacı duyar)

 

HEMRİŞELİKTE KURAM VE KURAMCILAR

Bir uğraşıyı meslek olarak niteleyen unsurlar bilimsel içerik, mesleki bilgi ve uygulamalarının temellendirildiği kuramlardır. Bu nedenle hemşirelik bakım ve uygulamalarının dayandığı hemşirelik kuram ve kuramcılarından kısaca söz edilecektir.

Kuram: Bir olay ya da olguyu tanımlama, açıklama, sezinleme ve kontrol etme amaçlarına yönelik, kavramlar arası ilişkiyi kurarak belirleyen, olay/olguya ait sistematik bir görüşü yansıtan, kavram veya tanımlar dizisidir.

Kuram, başka bir deyişle, "Ne" ve "Neden" sorularının yanıtlarını bulmamızı sağlar. Hemşirelik kuramları da hemşirenin:

■ Analitik düşünme becerisini, hemşirelik işlevlerinde amaç belirleme ve geliştirme yeteneğini kazanmasına,

■ Hemşirelik rollerini, işlev ve uygulamalarını algılamasına,

■ Uygulama, eğitim, araştırma işlevlerinde rehberliğe yardım eder.

Florence Nightingale ve Hemşirelik Modeli Hemşirelikte formal bir eğitimin önemini vurgulayarak, hemşirelik uygulamalarına ilk bilimsel yaklaşımı kazandıran Florence Nightingale, hemşireliği çevre kavramına, özellikle fiziksel çevreye temellendirir. Onun bu bakış açısı, yaşadığı dönemin özelliklerine ve gerçeklerine dayanmaktadır. Bu nedenle hemşireliği, saptadığı gerçekler üzerine oturtmuştur.

Florence Nightingale hemşireliği; doğanın insan yaşamındaki etkisine yardım etme süreci olarak nitelemiş, hastanın iyileşmesinde, hemşirenin temiz hava, vücut bakımı sağlıklı beslenme, dinlenme, uyku egzersiz gibi uygun çevre koşullarında bakımı sağlaması ile doğanın tedavi edici gücünü desteklediğini ileri sürmüştür.

Virginia Henderson*un Hemşirelik Kuramı Henderson, geliştirdiği hemşirelik kuramını, insanın temel gereksinimleri üzerine kurar. İnsanın biyolojik, psikolojik, sosyal ve spirituel (manevi) boyutlarını kapsayan 14 gereksinimini ele alan V. Henderson, kaynak olarak yararlandığı Maslow gibi, önceliği fizyolojik gereksinimlere vermiştir. Hemşireliğin varoluş amacını, hasta/sağlıklı bireye yardım etme biçiminde tanımlayan Henderson, hemşirelik işlevlerini hastan›n gereksinimlerini karşılamak olarak belirtmiştir.

Fay Abdellah*ın Kuramı Abdellah, kuramında bireyin fiziksel, sosyal ve psikolojik gereksinimlerini 21 temel öğe ile açıklamıştır. Bireyin bu gereksinimleri karşılayamaması durumunda sorunların oluştuğunu ve hemşireliğin de bu sorunlara çözümleyici yaklaşımlar olduğunu vurgulamıştır.

Lydia E.Hall*un Hemş irelik Kuramı Hall, hemşirelik kuramını, temel gereksinimlere dayalı beden/bakım, çekirdek/kişi, hastalık/tedavi odaklı olarak içiçe giren 3 daireden oluştuğunu öngörmüştür.

Dorothee Orem*in Hemş irelik Kuramı Orem, kuramının esasını, temel insan gereksinimlerine dayalı bir öz-bakım (kişisel bakım) kavramı ile açıklar. Kuramın temeli; insanın kendi sağlığına ilişkin tüm sorumlulukları yüklenmesinde odaklaşır.

Martha E.Rogers*in Hemşirelik Kuramı Rogers*ın kuramı; insan bütünlüğünün çevresi ile etkileşimi sonucu bütünsellik, devamlılık, dinamizm ve yansıtıcı değişimin uyumlu durumu olarak ele alır. Bu kurama göre; çevresel enerji ile insan arasındaki denge bozukluğundan kaynaklanan SORUNU, hemşire, girişimleri ile dengeli, uyumlu duruma ulaştırır.

Günlük Yaşam Aktiviteleri Modeli (GYA): GYA yalnızca hasta bireylere yönelik aktiviteler olmayıp, aynı zamanda sağlıklı kişiler için de geçerlidir. GYA kapsamında 12 yaşamsal aktivite sayılabilir:

■ İletişim

■ Solunum

■ Yeme ve içme

■ Boşaltım

■ Kişisel temizlik ve giyim

■ Beden ısısının kontrolü

■ Hareket

■ Çalışma ve eğlenme

■ Cinsel yaşam

■ Uyku

■ Ölüm

■ Güvenli bir çevrenin sağlanması ve sürdürülmesi Günlük yaşamımız içinde rutin olarak yaptığımız; trafik kurallarına uyma, mevsime uygun giysiler giyme gibi önlemler, birey ve toplumun günlük yaşamı için Güvenli Çevre Sağlama ve Sürdürme aktivitesini uygulamaya örneklerdir. Hasta bireyde bu aktivite, ■ Uygun tekniklerle hasta yatağının yapılması,

■ Yatak takımlarının yıkanması,

■ Ünitenin havalandırılması, aydınlatılması, ısıtılması,

■ Hasta ünitesinin temizliği gibi, onun güvenliğini sağlayan bireysel bütünlüğüne zarar vermeyecek ve yarar sağlayacak türde girişimlerdir.

SAĞLIK SİSTEMİ

Günümüzde sağlık hizmetinin "Üç aşamalı" olarak bireye ve toplumun her kesimine ulaşması sağlanır. Koruyucu, tedavi edici ve rehabilite edici sağlık hizmetleri olarak sıralanabilir.

1-Koruyucu sağlık hizmetleri: İnsan sağlığını ve bütünlüğünü koruma ve geliştirmeyi, zarar verici faktörleri en aza indirgemeyi amaçlar (Sağlığı koruma ve geliştirme, sağlık eğitimi, tanı-tarama işlemleri vb)

2-Tedavi edici sağlık hizmetleri: Erken tanı, tedavi, bakım hizmetlerini kapsar.

3-Rehabilite edici sağlık hizmetleri: Bedensel, ruhsal ve sosyal yeteneklerini kaybetmiş bireylere yeniden yaşama uyum yeteneğini kazandıran, bireye sınırları ile yaşamayı öğreten sağlık sistemidir.

SAĞLIK EKİBİ

Hemşireliğin birinci hedefi: Bireysel ve toplumsal sağlığı KORUMA, Bireysel ve toplumsal sağlığı GELİŞTİRME, Dolaylı/doğrudan YARDIM ETMEKTİR. İkinci hedefi Bireyin iyileşmesini ve bağımsızlığını kazanmasını, yine dolaylı ve doğrudan yardımla sağlamaktır. Bunun için seçilen yol; mesleki, bilimsel ilkelere dayalı bilgi davranışlara yansıtılarak, bu davranış ve becerilerle bireye yardım etmeyi gerçekleştirmektir.

Sağlık ekibi, aşağıdaki şemada görüldüğü gibi farklı mesleklerden oluşur. Sağlık ya da hastalık durumunda benzer amaçlar veya tanımlanan ortak amaçlar doğrultusunda belirli görev, sorumluluk, yetki ve farklı rollerdeki sağlık disiplini üyelerinin sistematize ve planlı işbirliği ile birey ve topluma doğrudan veya dolaylı, etkin ve nitelikli hizmet dağılımını sağlamasına "Sağlık Ekibi Hizmeti", bu hizmeti verenlere de "Sağlık Ekibi" denir.

 

HEMŞİRENİN ROLLERİ

Tüm sağlık disiplinleri üyeleri, sağlık bakımını bağımlı, yarı-bağımlı, bağımsız rollerle sunar. Ancak bu rol ve işlevler, sağlık hizmeti kapsamında açıkça belirtilmediğinden zaman zaman birbirine karışabilir. Hemşire, sağlık bakımında rollerini;

■ Uygulayıcı

■ Yönetici

■ Eğitimci

■ Araştırıcı ve

■ Profesyonel olarak gerçekleştirir.

Sağlık ekibi içinde hemşirenin bakım verici, karar verici, koruyucu, gözetici, yönetici vb bir çok rolleri vardır.

Bakım verici: Hemşire hasta bireyin fiziksel, duygusal ve sosyal gereksinimlerini karşılamaya yardım eder. Durumun birey ve aile üzerindeki fiziksel, psikososyal etkilerini tanımlar ve iyileştirici girişimlerde bulunur.

Karar verici: Hemşire eylemde bulunmadan önce sahip olduğu bilgiyi yorumlar, birey için en uygun olanına ekip üyeleri ile, birey ile ya da yalnız karar verir.

Koruyucu, gözetici ve savunucu: Hemşire bakım verdiği birey yada grup için fiziksel ya da psikososyal olarak güvenli bir çevre sağlar. Bakıma ilişkin karar verme süreçlerinde etik ilkeleri göz önünde bulundurur. Hastanın yasal haklarını korur, gerektiğinde hakkını aramasına yardımcı olur. Sağlık politikalarının yapılandırılması süreçlerine katılım, hemşireler için yasal sorumluluktur.

Yönetici : Hemşire bireyin sağlığını korumak, geliştirmek ya da sağlığını yeniden kazanmasına yardım etmek için bireysel – sosyoekonomik kaynakları tanımlar, yönetir. Diğer personeli denetler. Uygulama ortamlarındaki kaynakları denetler. Bireysel kaynakların etkili kullanımını sağlar. Aktiviteleri koordine eder.

Rehabilite edici : Hemşire hastalık gibi nedenlerle yapısal ya da işlevsel bozukluk durumunda bireyin var olan potansiyelini en üst düzeyde kullanmasını , kayıp sonucu oluşan değişimlerle baş etmesi için bireye ve ailesine yardım eder.

Rahatlatıcı : Hemşire duygusal destek sağlayarak bireye bakım verir. Terapotik amaçlara ulaşmak için bireyin yardım gereksinimi vardır ve bu yardımı hemşire sağlar.

Eğitici: Hemşire hasta ve ailesinin bu deneyimlerinden bir anlam bulmaları, öğrenmeleri ve bağımsızlık kazanmaları için ne öğretileceğini tanımlar ve bunları öğretir. Öğretim duruma ve kişiye özgüdür.

Danışmanlık: Hemşire hasta ve ailesinin sağlığını korumaları, geliştirmeleri ya da hastalığın etkileri ile baş etmeleri için kendi kaynaklarını tanımalarına, kullanmalarına, durumlarını tam olarak anlamalarına yardım eder.

Hemşire bu rollerin bir çoğunu aynı anda yerine getirir. Bakım verirken eğitir, aynı zamanda danışmanlık eder, korur ve gözetir.

Çağımızda uluslar arası inanca göre bir hastanın sağlığına kavuşmasında beden yapısının payı %25, hastalığın tanısını koyup tedaviyi yönlendiren ama ziyaretçi sıfatından öte gitmeyen hekimin payı % 25, buna karşın sağlığın korunması, geliştirilmesi ve hasta olduğunda iyileştirilmesinde çok önemli yeri olan hemşirenin payı ise % 50’dir

Hemşire, tedavi edici hizmetler kapsamında aşağıdaki işlevleri yerine getirir:

Yatak başı hizmetleri: Tedavi edici sağlık hizmetlerinde hemşire hastanın solunumunda, dolaşımında, beslenmesinde, boşaltımında, tanı işlemlerinin uygulanmasında, dinlenme ve uyku gereksiniminde, beden hijyeninde, sağlık eğitiminde, taburculuğunda, ya da terminal döneminde psikolojik yönden desteklenmesi ve bedensel bakımının verilmesinde yardımcı olur.

Poliklinik hizmetleri: Polikliniklerde hastanın kabulu, tanı işlemlerinin uygulanması, gereken eğitimin verilmesi, acil durumlarda ilk yardımın yapılması, hasta ve yakınlarının endişelerinin azaltılması ve açıklayıcı bilgi verilmesinde görev alır.

Ameliyathane hizmetleri: Hemşire ameliyathanenin fiziksel ortamının sağlanmasında, sterilizasyonun kontrolünde, ameliyat ekibine dışardan yardım sağlamada, kullanılan malzemelerin yeniden kullanılır duruma getirilmesinde, hastadan tanı için alınan örneklerin laboratuara gönderilmesi gibi işlemlerde görev alır.

 

HEMŞİRELİK FELSEFESİ

Hemşirelik, bireylere ve ailelere verilen bir hizmettir. Bu nedenle toplumsal bir kurumdur. Toplumsal sorun ve yapılar sürekli değiştiğinden, hemşirelik işlev ve rolleri de değişme durumundadır. İşlev ve rollerin değişimine karşın hemşirelik hizmetleri toplumun temel gereksinimlerine yanıt verme ilkesini sürekli olarak korumaktadır.

o Hemşirelik kendine özgü bilgi ve olguları içeren bağımsız bir sağlık disiplinidir.

o Hemşirelik, bireyin sağlıklı ortamda yaşamaya hakkı olduğuna inanır.

o Hemşirelik, sağlıktan sapmalar olduğunda bireyin optimal sağlık bakımı almaya hakkı olduğunu savunur. Hemşirelik mesleği topluma hizmet götürme işlevinde diğer sağlık hizmetleri ile sıkı bir işbirliğine dayanır.

o Hemşirelik, bireyin kendine özgü özellikleri, kişiliği ve bütünlüğü içinde hak ve mahremiyetine saygı duyar

 

HEMŞİRELİKTE ARAŞTIRMANIN ÖNEMİ

Hemşirelikte uzmanlık bilgi ve klinik deneyim sonucu oluşur. Temel hemşirelik uygulamalarında bireylerin biyopsikososyal bütünlüğü ve bireyin sağlık durumunun yaşamının bu boyutlarına etkisi dikkate alınır. Sağlık hizmetinin disiplinler arası ve sektörler arası boyutunu öğrencinin kavramasına, geliştirilmesine çalışılmalıdır.

Hemşirelik gibi bir meslekte uygulamasız araştırma kuru, araştırmasız uygulama ise entelektüel açıdan boş ve kalıplaşmış bir olgu olarak kalmaya mahkumdur. Hemşirelikte araştırma gündemdedir, zorunludur ve yararlıdır. Fakat biz Türk hemşireleri olarak bu konuda hangi yöne gitmeliyiz ? yanıtı araştırılacak bir sorudur.

Türkiye’de araştırma ve hemşirelik arasındaki evlilik henüz yenidir. Bu avantajlı bir durum olduğu kadar, dezavantajları da beraberinde getirmektedir. Özellikle sınırlı kaynakları olan ülkeler gereksiz araştırmalarla zaman kaybetmemelidir. Bazen hemşireler sağduyunun çözümleyebileceği basit sorunlara yanıt aramak eğilimi içindeyiz. Şüphesiz ki, sorunları değiştirmede araştırmaya dayanmalıyız ama, sağduyulu bir yargılama da bazen aynı sonucu doğurabilir. Araştırma bulguları hemşireler arasında yayılıp onlara ulaşmadıkça, hemşirelik bakımının gelişiminde etkin ve yararlı olunamaz. Kutsal ve mükemmel bir felsefesi bulunan hemşirelik mesleği adına bir çok yenilikler, düzenlemeler ve kaliteyi artıracak uygulamalar yanında, kavram, kuram ve ilkelerin hemşirelere tamamen öğretilmesi de yararlı olacaktır.

 

HEMŞİRELİKTE EĞİTİM

Ülkemizde temel hemşirelik eğitimi henüz standart bir modele sahip değildir. Teme l düzeyde örgün mesleki eğitim veren yaygın hemşirelik okulları, ortaokula dayalı 4 yıllık sağlık meslek liseleridir. Bu düzeydeki okullar Sağlık Bakanlığı*na bağlı Sağlık Meslek Liseleri, Çalışma Bakanlığına bağlı Sosyal Sigortalar Kurumu ve diğer kuruluşların Sağlık Meslek Liseleri, Özel Hemşirelik Liseleri, Amiral Bristol Sağlık Lisesi, Kızılay Özel Hemşirelik Lisesi olarak devlete bağlı ve özel olmak üzere, bir dağılım göstermektedir.

Hemşirelik eğitiminde ikinci kategori; lise veya meslek liselerine dayalı, Üniversite Seçme ve Yerleştirme Sınav sonuçlarına uygun olarak yerleştirilen Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokullarının programlarıdır Üniversiteler düzeyde temel hemşirelik eğitimini tamamlayan hemşireler istek, yetenek ve başarıları doğrultusunda lisansüstü e¤itime (sınavla) geçerek yüksek lisans ve doktora mesleklerinde uzmanlaşma olanağına sahiptirler.

Örgün eğitimin yanısıra, meslek mensuplarının bilgi yenilemeleri, yeni bilgiler edinerek bakım girişimlerinde güncel bilgi, anlayış ve davranış değişikliği ile hizmet verebilmeleri, sürekli eğitimle sağlanır. Bu eğitim türü; sürekli, aralıklı kurslar, kitle iletişim araçlarının yardımı ile düzenlenen programlardır.

T.C Sağlık Bakanlığı İstatistik Yıllığına göre, Türkiye’de 70 bin hemşire vardır. DPT Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Plânına göre 200 bin hemşireye ihtiyaç vardır. Hemşirelerin bir bölümü Vakıf işçisi statüsünde ya da temizlik firmalarının taşeronluğunda 100 milyon ile 350 milyon TL karşılığı güvenceden yoksun koşullarda çalışmak zorunda kalmaktadır.

Hemşireler park-bahçe bakımı, otomasyona geçen hastanelerde doktor istemini kendi şifreleriyle bilgisayara kaydetme vb. gibi doğrudan “insan bakımı” dışında işler yapmak üzere görevlendirilmektedir.

HEMŞİRELİK EĞİTİMİNDE KALİTE

Hemşirelik hizmetlerinin yerine getirilmesi, iyi bir hemşirelik eğitiminin sonucunda gerçekleşir. Oysa ülkemizde hemşirelik hizmetleri henüz gerektiği gibi yürütülememektedir. Eğitim, en azından biz hemşirelerin istediği durumda değildir.

 Hemşirelik hizmetlerinin ve hemşirelik eğitiminin istenen seviyede olmamasının nedenleri:

Öğretim elemanı yetersiz

Uygulama alanı yetersiz

Yöneticiler meslek dışı

Eğitim ile hizmetin bütünleşmemesi

Eğitimcilerin iyi rol modeli olmaması

Teknolojinin ve eğitim yöntemlerinin kullanılmaması

Hemşirelikte araştırma yapan eğitimcilerin vaka sonuçlarından yola çıkmaması

Eğitimcilerin kalitesizliği vb

Uygulama olanaklarının sınırlı olması

Öğrenci sayısının fazla olması

Eğitim ile uygulamaların birlikte yürütülmemesi

Sürekli eğitimin (mezuniyet sonrası) yapılmaması

Uzmanlaşmanın yetersizliği

Nitelikli sertifika programlarının olmaması

Ezbere dayanan temel eğitim sisteminden, mesleği isteyerek seçmeyen öğrenciler, mezun olduklarında problem çözme, karar verme, assertiv-girişken olma gibi çok önemli özellikleri yeterince kazanmamaktadır.

Hemşirelik eğitiminde eğiticiler de nitelik ve nicelik olarak yeterli olmalıdır. Yüksek öğrenim düzeyinde meslek dersleri, ancak o mesleğin üyelerince verilebilir. Aksi halde hemşirelik eğitiminde değil kalite, eğitimden dahi söz edilemez.

DSÖ’nün öngördüğü sistemde hemşire yetiştirme kriterleri şunlardır:

• Hemşire adayları en az 10 yıl genel temel eğitimden geçmiş ve 18 yaşında olmalıdır

• Temel hemşirelik eğitimi en az 4600 saat olmalıdır • Bütün eğitim süresinin en az yarısı klinik eğitime ayrılmalıdır

• Teknik ve teorik eğitim, programın 1/3’inden az olmamalıdır

“Nasıl bir hemşirelik eğitimi” sorusunun cevabı, aslında “ülke olarak nasıl hemşirelere ihtiyacımız var?” sorusu ile paralellik gösterir. Ülkemiz, “2000 yılında herkese sağlık” gibi bir hedefe yönelmişti. Hemşirelerden sağlığı geliştirme ve temel sağlık hizmetleri çerçevesinde hizmet beklenmektedir. Hemşireliği hataneden dışarıya topluma taşıyan; hasta kavramından sağlıklı birey kavramına yakınlaştıran bu sağlık yaklaşımı, bugün Türkiye’de en etkili hemşirelik faaliyetlerinin sunulabileceği alanlardır. Yani, “kaliteli hemşirelik eğitimi” ile hemşireler sağlığı korumada ve geliştirmede üzerlerine düşen görevi yerine getirebilecek alt yapıyı kazanmalıdır.

4 yıllık lisans eğitimi sonunda araştırıcı, bilgiye ulaşmayı bilen, insan ilişkileri iyi, rekabetçi, gelişici, geliştirici………… (profosyonel) özellikleri kazanmış mezunların olması gerekir. Hemşirelik mezunları, meslekte ilerlemeyi ve gelişmeyi sağlamaya yönelik olarak mesleki ve bilimsel bir ruh kazanmanın yanısıra, sosyal yönden de çok iyi gelişmiş vatandaşlar olmalıdır

Hemşirelik eğitiminde kalite için, aşağıdaki yol izlenebilir:

 Hemşire eğiticileri, hemşirelik uygulayıcıları, kanun yapıcılar, hastalar, mesleki organizasyon temsilcilerinden oluşan geniş alanlı bir konsorsiyum toplanabilir

 İhtiyaç duyulan hemşirelik çalışmaları analiz edilebilir

 Hemşirelik eğitiminde ve uygulanmasında yapılması gereken değişiklikler öneriler sunulabilir, tartışılabilir Üniversite eğitiminde kendikendine düşünebilen, problem çözme yeteneği olan hemşire yetiştirme yanında, liderlik özelliği de öğrenciye kazandırılmalıdır.

Başarılı hemşire liderlerde ve profosyonel şekilde mesleğini yapanlarda olması gereken yetenekler:

• Orta zekanın üzerinde

• Duruma adaptasyon

• İleriyi görebilen

• Emosyonel olarak gelişmiş

• Dürüst

• Assertiv

• Kendine güvenen

• Karar verici

• Güvenilir

• Etkileyen

• Enerjik

• Strese karşı toleranslı

<span style="font-family: verdana

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Arşiv