12 Mart İstiklal Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy'u Anma Günü dolayısıyla Karaman’da düzenlenen programın ardından sosyal medyada “İstiklal Marşı Arapça okundu” iddiaları gündeme geldi. Ancak programa ait video görüntülerine bakıldığında marşın resmi törenlerde olduğu gibi Türkçe olarak ve saygı duruşu eşliğinde okunduğu görülüyor.
Tartışmaya konu olan bölümün ise program kapsamında öğrencilerin eğitim aldıkları yabancı dillerde yaptıkları kısa bir sunum olduğu, marşın yalnızca küçük bir kısmının Arapça olarak seslendirildiği ifade ediliyor.
Tartışmaların büyümesi üzerine AK Parti Karaman önceki dönem Tanıtım ve Medya Başkanı Muhammet Yaren, sosyal medya hesabından uzun bir değerlendirme paylaşarak konuya ilişkin görüşlerini açıkladı.
“Program Siyasi Polemik Malzemesine Dönüştürüldü”
Yaren açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Karaman’da düzenlenen anma programında yaşanan bir sunum, ne yazık ki bazı çevreler tarafından hızla siyasi polemik malzemesine dönüştürüldü. Üstelik bu polemiğin merkezine öğrenciler ve bir okul programı yerleştirildi. Programda İstiklal Marşı önce aslına uygun şekilde Türkçe okunmuş, ardından öğrenciler aldıkları eğitimin bir pratiği olarak aynı marşı Arapça bir sunum halinde seslendirmiş.
Yani ortada marşın yerine başka bir dil konulması değil, eğitim kapsamında yapılan bir sunum var. Ama ne oldu? Uzun süredir sokakta, çarşıda, esnafın arasında görünmeyen; vatandaşın gündelik derdiyle temas kurmayan bazı siyasiler, adeta mal bulmuş mağribi gibi bu olaya sarıldı. Peş peşe açıklamalar yapıldı, kınamalar yayımlandı, sert ifadeler kullanıldı.
Üstelik bu açıklamaları yapanlar, Karamanlıların gündelik hayatında neredeyse sadece protokol fotoğraflarında gördüğü siyasetçiler.”
“Kalaycı’nın Salonu Terk Ettiği İddiaları Gerçeği Yansıtmıyor”
Yaren açıklamasının devamında Savaş Kalaycı hakkında ortaya atılan iddialara da değindi:
“Ardından sahneye bir başka tablo çıktı. Karaman Belediye Başkanı Savaş Kalaycı hakkında bazı internet sitelerinde ‘Arapça okununca salonu terk etti’ minvalinde haberler yayımlandı. Oysa programda bulunanların anlattıkları çok farklı. Salonda bulunan birçok kişi, Arapça sunumdan sonra Başkan’ın herhangi bir tepki verdiğine şahit olmadıklarını söylüyor.
Dolayısıyla ‘tepki gösterdi, salonu terk etti’ lafları, gerçeklikten çok siyasi hassasiyet avcılığına benziyor.”

“İngilizce Olunca Sorun Yok, Arapça Olunca mı Var?”
Yaren açıklamasında Ahmet Recai Evcen’in sosyal medya paylaşımına da değinerek şu ifadeleri kullandı:
“Benzer bir çelişkiyi başka bir örnekte de görmek mümkün. CHP Karaman İl Başkanı Ahmet Recai Evcen, birkaç gün önce sosyal medya hesabından bir paylaşım yaptı. Paylaşımında Liverpool maçında stadyumda açılan ve Mustafa Kemal Atatürk’e ait ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ sözünün İngilizce yazıldığı pankartın TRT tarafından gösterilmediğini eleştiriyordu.
Şimdi soralım:
İngilizce yazıldığında sorun yok, ama Arapça okununca mı problem oluyor?
Demek ki mesele yabancı dil değil. Mesele hangi yabancı dil olduğu. Bunu açıkça söylemekten kaçınanlar olsa da toplum artık bu ikiyüzlü yaklaşımı çok net görüyor.”

“Bu Bir Eğitim Faaliyeti”
Arapça’nın da müfredatta yer alan bir ders olduğunu vurgulayan Yaren, açıklamasında şu değerlendirmelere yer verdi:
“Elbette Arapça’yı savunmak ya da başka bir dili yüceltmek niyetinde değiliz. Ama ortada unutulmaması gereken basit bir gerçek var. Burası bir okul ve Arapça, tıpkı İngilizce gibi müfredatta yer alan bir eğitim dersi.
Bir öğrencinin öğrendiği dili sahnede bir sunumla pratik etmesinden daha doğal ne olabilir?
Bu bir ideolojik propaganda değil, programa gelenler için anma ama öğrenciler için bir eğitim etkinliğidir. Ama ne yazık ki bazı siyasetçiler için mesele eğitim değil, mesele gündem olmak. Çünkü siyaset üretmeyenler polemik üretir.”
“Tartışma Başka Bir Tabloyu Hatırlatıyor”
Yaren açıklamasında Yaşar Yıldırım’ın geçmişte yaptığı bir konuşmayı da hatırlatarak şunları söyledi:
“Bu noktada MHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Yaşar Yıldırım’ın geçmişte yaptığı bir konuşmanın sözleri ister istemez akla geliyor. Yıldırım o konuşmasında şöyle diyordu;
‘Bir bakarsınız ki herkes imamla uğraşır. Türkiye’de hiç papazla uğraşanı gördünüz mü? Musevilerin hahamına bir şey diyeni gördünüz mü? Bizim ateistimiz de dine karşı değildir, İslam’a karşıdır. Türkiye’deki ateistler Hıristiyanlığa bir şey demez, Museviliğe de bir şey demez. Onların problemi İslamladır.’”
“Gençleri Alkışlamak Gerekirdi”
Yaren açıklamasının sonunda ise şu ifadeleri kullandı:
“Bugün yaşanan tartışma da tam olarak bu sözlerin işaret ettiği tabloyu hatırlatıyor. Eğer o gün öğrenciler İngilizce okusaydı muhtemelen kimse ses çıkarmayacaktı. Ama söz konusu dil Kur’an’ın dili olan Arapça, okunan yer İmam Hatip Okulu olunca birdenbire ortalık ayağa kalktı.
Bir milletin özgüveni, kendi değerlerini korurken başka dilleri ve kültürleri de anlayabilmesinden doğmaz mı? İstiklal Marşı Türk milletinin ortak vicdanıdır, bunu sizden öğrenecek değiliz. Onu Türkçe okumak elbette esastır ve programda da zaten böyle yapılmıştır.
Ancak bir öğrencinin aynı metni başka bir dilde seslendirmesi marşın değerini azaltmaz. Tam tersine, bu destanın dünya dillerinde yankılanabilecek büyüklüğünü gösterir.
Gerçekten hassasiyet sahibi olanlar, bir okul etkinliğini siyasetin kavgasına sürüklemek yerine gençleri alkışlamayı tercih ederdi. Çünkü bu çocuklar kavga etmek için değil, öğrenmek için sahnedeydiler.”





