Virüs gidince geriye kocaman bir utanç kalacak

Dün de Nobel Ödüllü Biofizikçi Michael Levitt, Çin'deki enfeksiyon sayılarının azalmasının, "pandeminin sonunun yaklaştığına" işaret ettiğini açıkladı.

Jerusalem Post'un haberine göre, Nobel ödüllü bilim adamı pek çok insanın virüse karşı doğal bağışıklığı olduğunu iddia ediyordu. Levitt ayrıca, koronavirüs salgının Çin'de yavaşladığını ve insanların çoğunluğu için bir tehdit oluşturmayacağını öne sürüyordu.

Covid19'ın yayılım hızının ve bağlı ölümlerin istatistiklerini okuyan başka otoritlerin de Levitt'le paralel açılamalar yapmaları umudumuzu arttırıyor.

***

Derken...

Çin hükümetine yakınlığıyla bilinen ve İngilizce yayın yapan Global Times'ın yeni virüs haberi bomba gibi patladı.

Gazetenin haberine göre, Yunnan'dan Shandong'a otobüsle dönen bir kişi hayatını kaybetmiş ve yapılan testte "hanta virüs" pozitif çıkmıştı.

Farelerden yayıldığı söylenen "Hantavirüs" bir anda sosyal medyanda en konuşulanlar listesinde (TT) ilk sıraya yerleşti.

Yarasadan insana geçtiği anlaşılan Koronavirüs'ün ilk duyulmaya başladığı günlerde olduğu gibi herkes yine Çin'e, Çinlilere veryansın etmeye başladı.

Irkçı, buram buram nefret söylemi kokan hakaretleri ve küfürleri burada paylaşmayacağım. Ancak ana fikirlerini şöyle özetleyebilirim:

"Bu Vahşiler her türlü canlıyı yiyorlar sonra gelip bize bulaştırıyorlar."

***

Peki neydi bu Hantavirüs?

Türk Tabipler Birliği'nin sayfasından okuyalım:

"Hantavirus'un doğadaki kaynağı fare ve benzeri küçük kemirgenlerdir. Kemirgenler virusu kanlarından temizleseler de haftalar, aylar boyu idrar ve salyalarıyla virüsü etrafa saçarlar. Bu hayvanların idrar ve salyası (olasılıkla gaitası) ile dış ortama atılan virus, gıdalara bulaşarak ağız yoluyla veya çevreden toz halinde havaya saçılıp bu tozların solunum yoluyla vücuda alınmasıyla insana bulaşmaktadır. Daha nadir görülen bir diğer bulaş yolu da enfekte hayvan tarafından ısırılmadır. Hastalığın insandan insana direkt yolla bulaştığı görülmemiştir."

***

Evet, vahşi hayvanlarda henüz karşı karşıya kalmadığımız yüzbinlerce gibi virüs var. Covid19 ya da Hanta gibi, onların da ne zaman, nerede karşımıza çıkacağını Allah bilir. Bu biyolojik yaşamın ve onun vazgeçilmezi doğal seleksiyonun bir gerçeği.

Bu olasılıktan, asırlar boyunca coğrafi ve demografik yapının dayattığı toplumsal pratikleri, kültürleri ötekileştirerek yakamızı sıyıramayız.

Olsa insanlığımızdan uzaklaşırız.

Tıpkı, bağışıklık sistemi zayıf diye Korona günlerinde üzerlerine çok fazla gittiğimiz 65 yaş üstü insanlara yaptığımız gibi... Bedenimizi koruyayım derken "ruhumuzu" ve onun vazgeçilmezi nezaketimizi kaybettiğimiz gibi...

Kuşkusuz Korona günleri de geride kalacak. Ve hatırlayacağız tek şey, ne kadar zıvanadan çıktığımız olacak.

O günler geldiğinde kendimizden utanmamak için kısacık durup düşünmek çok da fazla bir bedel olmasa gerek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner160

banner207

banner254