İslam ahlakında öfke kontrolü yalnızca bireysel bir erdem değil, aynı zamanda adaletin temel şartlarından biri olarak kabul ediliyor. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) “Hiçbir hâkim öfkeli iken iki kişi arasında hüküm vermesin” hadis-i şerifi, yalnızca mahkeme hâkimlerine değil; insanlar hakkında karar veren herkese önemli bir uyarı niteliği taşıyor.

Hadiste geçen “hâkim” kavramının sadece resmi yargı makamlarını değil, iki kişi arasında hüküm veren herkesi kapsadığı ifade ediliyor. Bu nedenle öğretmenlerin öğrencilerine, anne-babaların çocuklarına, ustaların çıraklarına ya da yöneticilerin sorumluluğu altındaki kişilere karşı öfke anında ceza vermemesi gerektiği vurgulanıyor.

Öfke, Adalet Duygusunu Zayıflatıyor

Uzmanlar ve din alimleri, insanın öfkeliyken sağlıklı düşünme kabiliyetinin zayıfladığına dikkat çekiyor. Bu nedenle verilen kararların çoğu zaman ölçüsüz, kırıcı ve haksız sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.

İslam’a göre bir kişiyi cezalandırmadan önce sakinleşmek, meseleyi yeniden değerlendirmek ve adalet duygusuyla hareket etmek gerekiyor. Çünkü verilen her kararın yalnızca insanlar önünde değil, Allah katında da hesabının sorulacağı ifade ediliyor.

“Eti Senin Kemiği Benim” Anlayışına Eleştiri

Özellikle çocuk eğitimi konusunda toplumda yıllardır kullanılan bazı yanlış anlayışların da İslam’ın adalet ölçüsüyle bağdaşmadığı belirtiliyor.

Bazı öğretmenlerin ya da ebeveynlerin, çocukları sorgusuz şekilde cezalandırma veya dövme hakkına sahip olduğunu düşünmesinin doğru olmadığı ifade edilirken, halk arasında sıkça kullanılan “Eti senin kemiği benim” sözünün de yanlış bir yaklaşımı normalleştirdiğine dikkat çekiliyor.

Çocukların kendilerini savunamayacak kadar küçük olmasının, onlara yapılan haksızlığı meşru hale getirmediği vurgulanıyor.

“Davacısı Olmayan Hakların Davası Ahirette Görülür”

Metinde en dikkat çeken uyarılardan biri ise mazlumun sessiz kalmasının yapılan haksızlığı ortadan kaldırmayacağı yönündeki vurgu oldu.

İslam inancına göre dünyada hakkını arayamayan insanların hakkının kıyamet günü alınacağı belirtilirken, bir hakimin veya otorite sahibi kişinin zayıf birine haksızlık yapmasının büyük sorumluluk doğuracağı ifade ediliyor.

Hatta İslam hukukunda, gayrimüslim bir kişiye yapılan haksızlığın bile Allah katında karşılıksız bırakılmayacağına dikkat çekiliyor.

Öfkeyle Verilen Karar “Dolu Silah”a Benzetildi

Metinde kullanılan dikkat çekici benzetmelerden biri de öfke anında verilen boşama kararı oldu. Öfkeliyken yapılan boşamanın, içi dolu silahın tetiğini çekmeye benzediği ifade edilerek, insanın öfke anında geri dönüşü zor sonuçlar doğurabilecek kararlar verebileceği anlatılıyor.

Bu nedenle hem dilin hem de yetkinin kontrollü kullanılması gerektiği belirtiliyor.

İslam’ın temel ölçüsünün öfke değil adalet olduğu vurgulanırken, özellikle çocuklar, öğrenciler ve güçsüz insanlar üzerinde otorite sahibi olan kişilerin daha dikkatli davranması gerektiği ifade ediliyor.