Merhabalar KARAMAN24.COM Okuyucuları,

Üniversite hayatı Karaman’da başlayan bi kardeşiniz olan ben “Özgür DEMİRCAN” İlk yazımla karşınızdayım. Yazıma program sunucularının klasikleşmiş laflarından biriyle başlamak istiyorum : “sürç-i lisan edersem affola”

Öncelikle ÖSS sınavını atlatmış ve Selçuk Üniversitesi İktisat bölümünde okumakta olan bir abiniz olarak size şunu söylemek istiyorum.Çevremizdekiler hatta dershanelerimizdeki rehber hocalarımız bile iktisat bölümünü tam anlamıyla bilmemektedir. Burada bir anımı sizinle paylaşmak istiyorum. Lise yıllarımda meslek seçiminde karar verme sürecinde bir hocama iktisat bölümü mezunlarının ne iş yaptıklarını sormuştum: verdiği yanıt “boş gezer” şeklinde olmuştu. Aradan yıllar geçti ve ben şu an iktisat üçüncü sınıftayım.Bazen kendi kendime hayatta verdiğim en doğru kararlardan birinin iktisat bölümüne gelmek olduğunu söyleyebilirim.Sakın iktisat denilince aklınıza o televizyonda gördüğünüz sıkıcı ekonomi programları gelmesin ya da dövizin yükselip TL’nin düşmesi , borsanın düşüp faizlerin yükselmesi gibi sıkıcı şeyler gelmesin .Pazara gidip bir kg muz yerine üç kg domates aldığınızda içinizden geçen şeydir aslında iktisat. Sanayi devriminin neden ilk önce İngiltere’de başladığının cevabıdır o.Kısacası o tarihtir, felsefedir, sosyolojidir. Bir iktisat öğrencisi yoğun bir teorik ve pratik eğitim sürecinden geçer; bu eğitimin sonunda “İktisatçı” (ekonomist) unvanını alır. Teorik eğitim; iktisadi olguları anlamamıza ve bu olguları açıklamakta pek çok farklı bakış açısı olduğunu görmemize; pratik eğitim ise, teorik bilgimiz ışığında iktisadi sorunlara çözüm yolları bulabilmemize yardımcı olur. İktisat eğitimi, ülkemizdeki ve dünyadaki politik ve toplumsal gelişmeleri kavramamızı ve fakirlik, azgelişmişlik, çevre gibi konulara duyarlı olmamızı sağlar. İktisat eğitimi sayesinde, hükümetlerin izlediği politikaları daha iyi anlarız. Birinci sınıfa başladığınızda hukuk, sosyoloji ve tarih gibi dersler alırsınız. Bazen kendi kendinize sorabilirsiniz:Ben bir iktisat öğrencisi değil miyim?Hatta bu durum bazen sıkıcı bir hale bile gelebilir ki bende o durumdaydım.Ama üzülmeyin ikinci sınıfta bu durum farklılaşır.” Mikro İktisat , Yönetim Bilimi” gibi aslında iktisatla çok yakından ilgili ve hatta keyifli dersler alırsınız.Bu “spesifikleşme” üçüncü ve dördüncü sınıfta “Kalkınma İktisadı” ve “Uluslar Arası İktisat” gibi derslerle artarak sürer .Peki diyelim ki bu bölümü bitirdik ve çok da keyif aldık. Sonra ne iş yapacağız? İktisat bölümü bu açıdan da size çok farklı alternatifler sunuyor :Okulda öğrendiğiniz şeylerin üstüne kendiniz de bir şeyler katarak Merkez Bankası, SPK, DPT gibi ülkemizin güzide kurumlarında dolgun bir ücretle işe başlayabilirsiniz.Bunun ötesinde iktisat alanında master ve doktora yaparak saygın bir bilim adamı olabilirsiniz;insanların kaderlerini değiştirebilecek biri olabilirsiniz.Unutmayın başarılı işler yapmış devlet adamlarının arkasında biz fark etmesek bile “ başarılı bir iktisatçı” vardır.Eğer büyük hedefleriniz varsa ve idealistseniz sizleri de iktisat bölümüne bekliyoruz.

Yazımı Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün yazısıyla son vermek istiyorum :

Tarih, milletlerin yükselme ve alçalma sebeplerini ararken birçok siyasî, askerî, içtimaî sebepler bulmakta ve saymaktadır.Fakat bir milletin doğrudan doğruya hayatıyla, yükselişiyle, alçalışıyla alâkası olan, münasebetli olan, milletin iktisadiyatıdır.. “K. Atatürk”


Özgür DEMİRCAN