Yerel seçimlerin yaklaştığı şu günlerde seçilmişleri ve belirli camiaları itibarsızlaştırma çabaları devam ediyor. Nedense bu çabalar seçim dönemlerinde ortaya çıkar. Bunun başlıca sebebi; kamuoyu seçilmesi muhtemel kişiler ile ilgili haberlere kulak kabartmış durumdadır. Seçim yaklaştıkça daha bir ilgi ile dinler haber kaynaklarını. Yada seçim öncesi habere konu olan kişiler çevreye daha saygılıdırlar ve haberi oluşturanlar ile medeni bir ilişki yönetmeyi tercih ederler. Durumun bundan ibaret olduğunu bilen dedikoducu gazeteciler bu medeni ilişki dönemini özellikle seçerler. Kendilerene gelecek zararı minimuma indirirler. Peki kim bu ilişkiden ne kazanır. Krizden beslenenler ve nemalananlar vardır. Bazen bu tutum kişisel tatminden öteye gitmez. İnsan fıtratı gereği bu ve benzeri tutum içerisinde bulunabilir. Sonuçta gazetecide insandır.
Habercinin haber kaynağı dedikodu ise şehir şöyle bir çalkalanır, zamanla meselenin dedikodulardan ibaret olduğu anlaşılır.Sonra yavaş yavaş taşlar yerine oturur. Sonuçta kazanan sağ duyu olur. Şu günlerde seçilmişler ile ilgili altında imza bulunmayan muhtemelende dedikoduları veya insanların özel hayatlarında ki hatalarını içeren mailler gazetecilere gönderilmektedir. Bu ve benzeri yazıların içeriğindeki uslup kolayca yazıyı yazanın anlatılanları birebir yaşamadığını ve kulakdan duyma dedikoduları kaynak aldığını ele verirmektedir. İlerleyen günlerde de bu dedikodu kaynaklı haberlerin artması muhtemeldir. Bu seçim öncesi bir takım iftiraların atılacağının haberleride gelmekte. Bazı insan gazeteciler ise bunları konuşmak, anlatmak için fırsat kollamaktalar. Kendilerini haklı çıkaracak mazeretler üretmekteler.
Dedikodu habercinin kaynağı olmamalı ve dedikodulardan ve zanlardan bir kurgu yapılmamalıdır. Farklı zamanlarda gerçekleşen doğruları bir araya getirdiğinizde, bir çok doğrudan bir yanlış üretebilirsiniz. Buna kötüye hizmet eden art niyetli kurgu diyebiliriz. Arif Bey’in başka bir yerde söylediği bir lafı alakası olmayan bir yer ve olay ile birleştirirseniz, bir kaç dorudan bir yanlış oluşturursunuz. Gazeteciler yaptıkları işin etik sorumluluklarını bilerek hareket etmek zorundadır. Netice itibari ile habere konu kişilerin bir ailesinin, çevresinin olduğuda unutulmamalıdır. Haberin muhataplarıda hukuk diye bir yapının olduğunu unutmamalıdır. Karaman’da hukuki mücadele gelişirse art niyetli hiç bir gazeteci veya dedikodu merkezi kaynağı belli olmayan haber için fırsat bulamaz.
Yukarıdaki sutunlarda gazetecilerde insandır yazdım; evet gazetecilerde yanılabilir ve hatta bile bile hata yapabilirler. Hatadan beslenebilirler. Haberlere konu kişiler gazetecilere tanrı muamelesi yapmaktalar. Kimi muhatap gazeteciden çekindiği için kimi muhatapta yürüyeceği yolda gazetecinin onu sırtında taşıyacağını düşündüğü için gazetecilere minnet etmektedir. Tapınmaktadır. Bütün kurgusunu ve tutumunu bu duruma göre şekillendirmektedir. Sevgili okurlarımız yalan dünyada hukuk vardır. Fani ve baki her iki dünyada da gazeteciden büyük Allah vardır. Bazı seçilmişler tayin, terfi, atama ve memleket meselesi işlerinde gazetecilere yeteri kadar değer vermeliler. Unutmamalılar kaderi gazeteciler değil yüce Allah belirler. Önemli olan kadere; sonuça ulaşacağınız yolda , sonuca varıncaya kadar ne kadar doğru durduğunuz yada yamulduğunuzdur. Yüce Allah bir ayetinde “Bazı şeyler hakkınızda hayırlı olduğu halde hoşunuza gitmeyebilir. Bazı şeyler de hakkınızda hayırlı olmadığı, şer olduğu halde hoşunuza gidebilir. Bunları Allah bilir, siz bilmezsiniz.” buyuruyor. Şer bildiklerimiz hâyır, hâyır bildiklerimiz şer olabilir.
Yeniden seçilmek üzere her yolu mubah görmemeliyiz. Dedikodular ve iftiralar gücün yani ikdidarın olduğu yerden gelmektedir. Kaynağı, merkezi ikdidardır ve ikdidar mücadelesi yapanlar, mücadelelerini birbirlerinin eksikliklerini sayarak, anlatarak yapmaktadırlar. Belkide bizler birini diğerine tercih ederken, eksiklerini degil fazlalıklarına, yapacaklarına bakarak karar veriyoruz. Allahtan hayırlısını istemeliyiz.
İkdidar mücadelesinin bir yerinde gazetecilerin yeri varsa, gazetecilerde muhataplarıda yerini, haddini bilmelidirler. Gazeteciler insandır, hata yapabilirler, tanrı değildir, lütfen tapınmayınız. Sonucu Allah belirler.
Biz yani Meydan Gazetesi, bu yazıda olduğu gibi cuvaldızı önce kendimize batıracağız. Dedikodulara çanak tutmayacağız. Bundan böyle altına imza koyamayacağımız bir yazı yazmayacağız. Gazetemizde yoruma dayalı bir yazı yazılmışsa altında imzamız bulunacaktır. Eğer yazıyı yazan bir isim yoksa bu yazı gazetenin görüşüdür. Muhatabı künyede nettir.
Selam ve dua ile...